Prof. Dr. Cihangiroğlu: “Anjiyografik Yöntemle Miyom Hastalığı Tedavi Ediliyor”

Kadınlarda sıkça görülen Miyom hastalığı yeni bir uygulamayla tedavi ediliyor

SAĞLIK 26.03.2022, 16:27 26.03.2022, 17:23 Melike Gültekin
Prof. Dr. Cihangiroğlu: “Anjiyografik Yöntemle Miyom Hastalığı Tedavi Ediliyor”

Kadınlarda sıkça görülen Miyom hastalığı yeni bir uygulamayla tedavi ediliyor

Elazığlı Prof. Dr. Mutlu Cihangiroğlu, miyom rahatsızlığı olan kadınların artık miyom embolizasyonu tedavisi ile sağlığına kavuşabildiğini, tedavinin klasik anjiyografi tekniği ile yapıldığını söylüyor

Miyom rahatsızlığı nedeniyle ciddi rahatsızlık yaşayan kadınlara, yönelik geliştirilen yeni tedavi tekniği ile, kadınların rahim ve yumurtalıkları zarar görmezken, aynı zamanda doğurganlıkları da zarar görmüyor. 

Miyom tedavisi ile ilgili bilgiler veren Elazığlı Prof.Dr. Mutlu Cihangiroğlu, çoklu miyomlarda, miyom embolizasyon tedavisinin etkili sonuç olduğunu söylüyor

Prof.Dr. Mutlu Cihangiroğlu, miyom embolizasyonu tedavisinin klasik anjiyografik yöntemle yapıldığını belirterek, hastaların bir gün sonra taburcu edildiğini vurguladı. 

MYOM NEDİR? BULGULARI NELERDİR ?

Myom kadında en sık görülen iyi huylu tümör- ur olup en çok 30-40 yaş arasında olmak üzere kadınların ortalama 25% ila %50’ sinde görülmektedir. Günlük tıp pratiğinde myoma uteri olarak da adlandırılır. Dilimizde myom ya da okunduğu gibi miyom olarak da yazılır.

Myomlarda en önemli risk faktörleri hiç doğum yapmamış olmak, genetik yatkınlık, obezite ve siyah ırktır. Hormonların da miyomlar üzerinde etkisi bulunmaktadır. Myomların en fazla görüldüğü dönem östrojen üretiminin yetersiz olduğu, yumurtlamanın bozulduğu menapozdan önceki 40 lı yaşlardır. Menapoz sonrası miyomlarda büyüme durur ve mevcut miyomların boyutlarında azalma olur.

Çoğu myom herhangi bir şikayete sebep olmazken, bazı miyomlar menoraji (adetin fazla olması), sık idrar yapma, kasık ağrısı yaparlar. Myomlar adet süresinin uzamasına ve yoğunluğunun artışına yol açtıkları için kansızlık (anemi) gelişmesine neden olur. Buna bağlı olarak hastalarda halsizlik, çabuk yorulma ve sık sık uykuya dalma gibi yakınmalara yol açar.

MYOM TİPLERİ VE YERLEŞİMİ

Myomlar yerleşimlerine bağlı olarak tanımlanırlar: Rahimin en iç ve en dış katmalarına göre miyomun yerleşimi belirlenir. Buna göre;

Subseröz miyomlar; Miyomlar rahime sapla ya da geniş tabanla bağlı olup rahim dışına uzandığı zaman subseroz miyom olarak adlandırılır.

Intramural miyomlar; rahim içindeki miyomlar olup kas tabakası içinde yerleşmiştir.

Submukoz miyomlar; rahimin en iç tabakası olup endometriumun hemen altında yerleşip rahim ortasında bulunan endometrial kaviteye uzanırlar. Kaviteyi doldurup servikse uzanabilirler.

Rahim içindeki miyomların yerleşimi ve sayısı uygulanacak tedavi yöntemini belirlemede en önemli kriterlerden birisidir. Ayrıca, çok sayıda miyom içinde hangilerinin hastadaki şikayetlere yol açtığını belirlemek de olanaksızlaşır.

MYOM TANISI NASIL KONUR?

Ultrasonografi

Myomlar kadınlarda görülen rahimin en sık iyi huylu tümörü olması nedeniyle radyolojik bulguları tipik olup kolaylıkla saptanabilmektedir. Temel görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Ultrasonografi ses dalgaları ile çalışan ve vücuda zararlı olmayan bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografi ile myom sayı ve yerleşimleri kolaylıkla tanınabilmektedir. Ultrasonografi direkt karından uygulanabildiği gibi myomlar vajina ile de daha doğrulukla gösterilebilmektedir. 

Zaman içerisinde miyomlarda büyüme ile birlikte yapısında değişiklikler gerçekleşmekte ve kireçlenme ya da içine kanama ve kistleşmeye bağlı görünümü değişebilmektedir. Bu miyomların dejenerasyonu olarak tanımlanır. Dejenere miyomların ultrasonografide kolaylıkla tanınabilirler. Miyomların diğer hastalıklardan ayırt edilmesi gerekir. Doppler ultrasonografi tekniği ile miyomların kanlanması ve içerisindeki kan akım değerlerinin ölçümleri de yapılabilir.

Doppler ultrasonografi tekniği ultrasonografi cihazının bir özelliğidir. Kan akımı ve tümörlerin kanlanmasının gösterilmesinde kullanılır. Doppler ile miyomların kanlanması ve içerisindeki kan akım değerlerinin ölçümleri de yapılabilir. 

MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME (MR)

Myomların yerleşim ve yaygınlıklarının ortaya konmasında en güvenilir yöntem manyetik rezonans görüntülemedir (MR). Miyom tedavisi öncesi myomların görüntülenmesinde ultasonografi ile karşılaştırıldığında en yüksek doğruluk manyetik rezonans (MR) görüntüleme ile elde edilebilmektedir. Myom tedavi seçenekleri tartışılırken öcelikle alt karına yönelik bir kontrastlı MR incelemesi ile yapılması gerekir. Hastaların çoğunluğu daha önceden ultrasonografi ile incelenmiştir. 

MR ile miyomların sayısını, yerleşimini ve tiplerini yüksek doğrulukla tanımlayabilmekteyiz. MR' ın her 3 düzlemde (ön arka, yan, yukarından aşağıya) görüntü alabilmesi nedeniyle saplı miyomlar saptanabilmekte ve rahim iç tabakası (endometrium) ile submukozal miyom ilişkisi net gösterilebilmektedir. Ultasonografide tek miyom diye düşünülerek yapılan miyom çıkarma operasyonları sonrası kontrollerde miyomun tekrar ettiği düşünülür. Aslında çoğu vakada birden fazla myom mevcuttur. MR ile miyomların sayısı ultrasonografiye göre daha yüksek doğrulukla tanımlanabilmektedir.

MR miyomların büyümesine bağlı dejenerasyon denilen değişikliklerin de gösterilmesinde yüksek doğruluk oranların sahiptir. Dejenerasyon kireçlenme ya da miyom içerisinde nekroza bağlı kistik değişikliklerin ortaya çıkması olarak tanımlanır. MR ile miyom içerisindeki kistik alanlar gösterilir. Bu özellikle miyom embolizasyonu yapılacak hastalarda miyomun ne kadar küçülebileceğine ait ön görüye de katkı sağlar. Özellikle embolizasyon adaylarının MR ile incelenmesi miyomların sayısı ve yeri konusunda daha ayrıntılı bilgi vererek tedavi planlamasının daha doğru yapılmasını sağlar

MYOM TEDAVİSİ, MYOM EMBOLİZASYONU

Miyomun ameliyatsız tedavisi olan myom embolizasyonu 2000 yıllarda uygulanmaya başlanan ve gelişmiş ülkelerde sıklıkla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Miyom embolizasyonu histerektomi ve miyomektomi gibi geleneksel tedaviler ile karşılaştırıldığında daha kısa hastanede kalış süresi ve daha çabuk iyileşme gibi avantajlar sunabilir.

Bu işlemde temel yöntem miyoma giden kan akışını ve besinini kesmek, benign tümörleri “açlığa mahkum ederek” küçülmelerini sağlamak, dolayısıyla hastanın yakınmalarını ortadan kaldırmak veya önemli ölçüde azaltmaktır. İlgili çalışmalar, bu işlemin uygulandığı hastaların 80-90%’ının şikayetlerinin ortadan kalktığını veya azaldığını göstermektedir.

Lokal anestezi altında, kasıktan ince bir kateterle rahimi besleyen atardamarlara girilir ve bu damarlara tıkayıcı tanecikler verilir. Damarları tıkanan miyomlar beslenemezler ve doku ölümü sonucu gittikçe küçülürler, böylece ağrı ve kanama gibi şikayetler kaybolur ya da belirgin olarak azalır. Normal rahim dokusu ise, karın bölgesindeki diğer damarlardan da beslenmeye devam ettiğinden embolizasyon işleminden etkilenmez.

Embolizasyon, rahim miyomlarının tedavisinde özellikle 2000’li yıllarda gittikçe daha sık olarak kullanılan bir yöntemdir. En önemli avantajları, lokal anestezi yardımıyla bir “anjiografi” işlemiyle yapılması, herhangi bir ameliyat kesisi olmaması ve hastaların çoğunun ertesi gün hastaneden ayrılabilmesidir. Bu yöntemin histerektomiye üstünlüğü, rahimin korunması, miyomektomiye üstünlüğü de sadece ameliyatla alınan miyomlara değil, rahimdeki tüm miyomlara etkili olmasıdır. Ancak her yöntem gibi embolizasyon tedavisi de “doğru seçilmiş” hastalara uygulandığı zaman başarılıdır ve bu tedavi seçimi girişimsel radyologlar ve kadın doğum uzmanları tarafından birlikte yapılmalıdır.

MİYOM EMBOLİZASYON TEDAVİ TEKNİĞİ

Miyom embolizasyonu, girişimsel radyologlar tarafından anjiografi (DSA) cihazında lokal anestezi altında gerçekleştirilen bir işlemdir. Miyom embolizasyonu klasik anjiografi tekniği ile yapılır. Hastaya ağrı kesici ve rahatlatıcı ilaçlar verildikten sonra, anjiografi yöntemi kullanılarak kasıktan girilecek tarafa lokal anestezi yapılarak o bölge uyuşturulur. Daha sonra, kasık atardamarına girilir ve çok ince bir borucuk (kateter) rahimi besleyen atardamarlara ilerletilir. Gerekli anjiografik inceleme yapıldıktan sonra, bu borucuktan rahim ve miyom damarlarını tıkayan küçük tanecikler verilir. Yaklaşık bir saat kadar süren bu işlemden sonra, kontrol çekimleri yapılır ve kasıktaki kateter dışarı alınır. Kanamayı engellemek için, kasık atardamarına 15 dakika kadar elle basılır ve bandaj uygulanır.

Embolizasyon işlemi sırasında kateterden verilen taneciklerin büyük çoğunluğu miyom atardamarlarına gider, çünkü miyom atardamarı rahim dokusuna göre daha geniştir. Miyomlar sadece rahim damarlarından beslendiklerinden, embolizasyon sonrası oluşan kansızlığa dayanamazlar ve ölürler (nekroz). Embolizasyonda verilen taneciklerin küçük bir kısmı da rahim atardamarlarına gider. Ancak rahim damarları daha ince olduğu için partiküller uç kısımlarına kadar ulaşamaz ve karın içinde çok sayıda başka damarlardan da beslendiğinden embolizasyon işleminden zarar görmez. Böylece embolizasyon işlemiyle rahim dokusu korunarak, rahim içine yerleşimli irili ufaklı tüm miyomlar etkili bir şekilde tedavi edilmiş olur.

Miyom embolizasyon işleminden sonra, hastaların büyük çoğunluğu bir gün hastanede kalırlar ve ertesi gün normal yaşamlarına dönerler ve günlük aktivitelerinin çoğunu yerine getirebilirler. İşlemden sonra, birkaç gün ağrı, bulantı ve ateş görülebilir, ancak bunlar ilaç tedavisiyle kolayca giderilebilir. Ortalama 2-3 gün içinde de ağrıları tamamen geçip normal yaşamlarına dönebilirler.

Embolizasyondan sonra ilk bir kaç ayda hastaların kanama, ağrı ve diğer şikayetlerinde %85-90 oranında kaybolma ya da belirgin azalma görülür. Genel olarak 1-2 ay içerisinde normal adet düzenine geri dönerler. Bu oran myomektominin oranlarına benzer düzeydedir.

Başarılı bir embolizasyondan sonra miyomların kolay kolay nüksetmediği gözlenmiştir. Bir çalışmada, hastalar 6 yıl boyunca takip edilmiş ve embolize edilen miyomların hiçbirinde yeniden büyüme görülmemiştir. Embolizasyon yetersiz olursa her zaman tekrarlanabilir, tekrara rağmen başarısız kalınırsa da hasta için cerrahi tedavi seçenekleri her zaman için uygulanabilir. Bu özelliklerinden dolayı embolizasyon, bir çok miyom hastasında ilk uygulanması gereken tedavi yöntemidir.

MYOM EMBOLİZASYONUN AVANTAJLARI

Myom embolizasyonun, myom tedavisinde kullanılan miyomektomi ve histerektomi ameliyatlarına göre aşağıdaki avantajları vardır:

  • İşlem, genel anestezi ya da spinal anestezi (belden iğne) yapılmaksızın sadece kasık uyuşturularak ve hastaların kendi kontrollerindeki sistemler (PCA) ile ağrı kesiciler verilmesiyle yapılır.
  • Kan kaybı olmaz, kan transfüzyonu (kan aktarımı) gerekmez.
  • Ameliyat kesisi, yara izi olmaz, tüm tedavi kasıktaki 2 mm' lik bir girişten uygulanır.
  • Hastanede kalış süresi ve normal yaşama dönüş süresi daha kısadır.
  • İşleme bağlı düşük oranlı yan etkiler (komplikasyonlar) görülebilir, ancak bu komplikasyon oranı miyomektomi ve histerektomiye göre daha düşüktür.
  • Histerektomiden farklı olarak rahim ve yumurtalıklar alınmaz, böylece  doğurganlığın korunması amaçlanırken histerektominin yarattığı problemler de yaşanmaz.
  • Miyomektomiden farklı olarak da sadece ameliyatla çıkarılan miyom değil, rahimdeki tüm miyomlar tedavi edilebilir.

MYOM EMBOLİZASYONUN RİSKLERİ

Miyom embolizasyonu oldukça güvenilir bir tedavi yöntemidir, miyomektomi ve histerektomiye göre riskleri yani komplikasyon (tedaviye bağlı problem yaşanması) oranları nisbeten daha düşüktür. Ancak her tedavi gibi embolizasyondan sonra da bazı yan etkiler oluşabilir:

  • Embolizasyon uygulanan hastaların %1’ inden azında yapılan işleme bağlı olarak rahim dokusunda kansızlık -iskemik hasar gelişebilir.
  • Hastaların küçük bir kısmında işlemden sonra adetten kesilme görülebilir. Bu olay genellikle geçicidir, ancak hastaların yaklaşık %4’ ünde kalıcı da olabilir. Kalıcı adet görmeme özellikle yaşı 45’ in üzerinde olan ve menapoza yaklaşan kadınlarda daha sıktır.
  • Hastaların %2’ sinden azında embolizasyondan sonra rahimde enfeksiyon gelişebilir ve ilave tedaviler gerekebilir.
  • Yine hastaların %2’ sinden azında, işlemden sonra mikrobik olmayan iltihap ve buna bağlı vajinal akıntı gelişebilir.
  • Hastaların %0-3 ünde embolize edilen myomlar çocuk doğurur gibi vajinadan dışarı atılabilir. Nadir olgularda rahim ağzı - servikal kanal tıkanabilir ve küretaj ile temizlenmesi gerekebilir.
  • İnce saplı (subseröz) myomlar nadir olarak embolizasyon sonrası kopup karın boşluğu içine düşebilir. Ağrı ya da enfeksiyon nedeni olan bu miyomların laparoskopi ile çıkarılması gerekebilir.

MYOM EMBOLİZASYONUN DOĞURGANLIĞA (HAMİLELİĞE) ETKİSİ

Embolizasyondan sonra gebe kalan ve tamamen normal doğum yapan bir çok kadın mevcuttur. Dolayısıyla, myom embolizasyon tedavisinin genel olarak gebe kalmaya ve sağlıklı doğum yapmaya bir engel oluşturmadığına inanılmaktadır. Ancak embolizasyon işlemi sırasında, teorik olarak çok az da olsa yumurtalıklara ve rahime kalıcı hasar verme riski mevcuttur. Bu konuda halen devam eden bir çok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar tamamlandığında, embolizasyonun miyom hastalarında doğurganlığa olumlu ya da olumsuz bir etkisi olup olmadığı daha net olarak anlaşılacaktır.

Şu anki bilgilerimize göre, gelecekte mutlaka gebelik isteyen genç kadınlarda, miyom tedavisi için ilk seçenek miyomektomi ameliyatı olmalıdır. Gebeliği mutlak koşul olarak görmeyen hastalarda, ya da miyomektomiye uygun olmayan hastalarda (çok sayıda miyom, ilk miyomektomi sonrası nüks, miyomektomiden sonra histerektomiye dönme ihtimalinin yüksek olduğu durumlar vs) genellikle embolizasyon tedavisi tercih edilmektedir. Histerektomi, doğurganlığı ortadan kaldırdığından bu grup hastalarda uygulanmamalıdır.

MİYOMEKTOMİ SONRASI MİYOM EMBOLİZASYONU

Hem embolizasyon hem de miyomektomi, rahim miyomlarını tek başına tedavi edebilen yöntemlerdir. Ancak bazı durumlarda, iki yöntemin birlikte kullanılması hasta için daha yararlı olabilir. Örneğin mutlaka miyomektomi ile tedavi edilmesi gereken, ancak ameliyatın zor ve kanamanın fazla olacağı düşünülen hastalarda, ameliyattan önce embolizasyonla miyom ve rahim damarları tıkanır ve daha sonra miyomektomi uygulanır. Bu tip hastalarda, embolizasyonda tıkayıcı materyal olarak geçici (birkaç gün içinde eriyerek vücuttan atılan) tanecikler kullanılmalıdır. Embolizasyon ve miyomektominin birlikte kullanımına bir başka örnek de, rahimde çok sayıda myomu olan (bu nedenle embolizasyona uygun olan), ancak ek olarak saplı subseröz ya da submuköz miyomları olan (bu nedenle miyomektomiye uygun olan) hastalardır. Bu tür hastalarda, rahimin alınması - histerektomi yerine embolizasyon yapılıp laparoskopik ya da histeroskopik olarak saplı miyomlar alınabilir ve böylece rahim korunarak minik kesilerle hasta tedavi edilmiş olur.

Miyom embolizasyondan sonra uygulanan miyomektomilerde, operasyon esnasında kan kaybının çok azaldığı, ameliyatın belirgin olarak kolaylaştığı ve rahimden daha fazla sayıda miyomun problemsiz olarak alınabildiği gösterilmiştir.

HANGİ HASTADA HANGİ MYOM TEDAVİSİ

Rahim miyomlarının tedavisinde, günümüzde en sık kullanılan yöntemler histerektomi, miyomektomi ve miyom embolizasyonudur. Histerektomi ve miyomektomi, kadın doğum uzmanları tarafından, embolizasyon tedavisi ise girişimsel radyologlar tarafından yapılır. Bu nedenle, hangi hastada hangi tedavi yönteminin en uygun olacağı konusunda, ideal olarak kadın doğum uzmanları ve girişimsel radyologlar birlikte karar vermelidir. Bu mümkün olamıyorsa, özellikle histerektomi gibi telafisi mümkün olmayan bir operasyon yapılmadan önce, mutlaka miyom embolizasyonuyla ilgilenen bir girişimsel radyoloji uzmanının fikri alınmalıdır.

Miyom hastalarında hangi tedavinin seçileceği myom embolizasyonuna karar vermeden önce, aşağıdaki faktörler göz önünde bulundurulmalıdır:

  • Myomların sayısı, boyutu ve yerleşimi
  • Kanser olasılığı
  • Doğurganlık isteği
  • Hastanın tercihi

MYOM SAYISI VE RAHİM İÇİNDEKİ YERLEŞİMİ

Rahim içindeki myomların sayısı, uygulanacak tedavi yöntemini belirlemede en önemli kriterlerden birisidir. Eğer hastada tek bir miyom varsa ve hasta şikayetlerini açıklıyorsa, miyomektomi ile bu miyom çıkartılabilir ve rahim alınmadan hastanın tüm problemleri çözülebilir. Ancak bu, nadir rastlanan bir durumdur. Miyomlar genellikle çok sayıda ve irili ufaklıdır. Rahimdeki miyom sayısı ne kadar fazlaysa, miyomların tümünü çıkarmak o kadar güçleşir, myomektomiye bağlı kan kaybı ve diğer komplikasyonlar artar ve ameliyatın histerektomiye dönüşme riski de büyür. Ayrıca, çok sayıda myom içinde hangilerinin hastadaki şikayetlere yol açtığını belirlemek de olanaksızlaşır. Bu durumda, myomektomide ısrar edilirse, operasyonun başarı şansı düşer ve şikayetler geçmezse ikinci bir ameliyat (genellikle histerektomi) uygulamak gerekebilir. Oysa bu tür hastalarda, embolizasyon tedavisiyle rahim alınmaksızın tüm myomlar etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Rahim içinde çok sayıda miyomu olan hastalarda ilk seçilecek tedavi yöntemi embolizasyon olmalıdır.

Miyomların rahim içindeki yerleşimi de uygulanacak tedavi yöntemini belirleme de önemlidir. Genel olarak, embolizasyon rahimin tüm katmanlarındaki myomlara etkilidir. Ancak, rahim boşluğuna (submukozal) ya da rahim dışına (subserozal) doğru büyüyen ve rahim dokusuna dar bir boyunla tutunan (saplı) miyomlar embolizasyondan sonra nadir problemler yaratabilirler. Bu tip miyomlar, embolizasyondan sonra nadiren rahimden kopabilir ve rahim boşluğunu tıkayabilir ya da karın boşluğuna düşerek kronik ağrıya neden olabilir.  

 Bu kriterlerin ideal olarak kullanılabilmesi için rahim içindeki miyomların sayısının ve yerleşimlerinin doğru biçimde belirlenebilmesi gerekir. Günümüzde, rahimdeki miyomları en iyi gösteren yöntemler ultrasonografi (US) ve manyetik rezonans (MR) görüntülemedir. Ancak, bu konuda MR US' ye göre daha üstündür. MR ile, myomların hem sayısı hem de yerleşimleri US ye göre çok daha iyi gösterilebilir. MR, aynı zamanda miyom belirtilerini taklit eden adenomiyozis ve endometriyozis gibi hastalıkları da en iyi gösteren yöntemdir. Bu nedenle, miyom hastalarında hangi tedavi yönteminin seçileceğine karar vermeden önce, mutlaka rahim ve yumurtalıklara yönelik bir kontrastlı MR incelemesi yapılmalıdır.

MYOMLARDA KANSER OLASILIĞI

Rahim myomları olan bir hastada, ilave olarak rahim veya yumurtalıkta biyopsi ile kanser tanısı konmuşsa, bu hasta için ideal tedavi rahim ve yumurtalıkların alınmasıdır (histerektomi ve/veya ooferektomi). Eğer myomlu bir hastada yumurtalık kanserine ailevi bir yatkınlık varsa, yumurtalıklar tedbir amaçlı olarak alınabilir, bu sırada histerektomi de uygulanabilir. Eğer miyomlu bir hastada, yaş, belirtiler ve US+MR tetkikleri sonucunda rahim ya da yumurtalık kanseri ihtimali çok kuvvetli görülürse de, yine histerektomi ve beraberinde ooferektomi yapılabilir.

EMBOLİZASYON NORMAL RAHİM DOKUSUNA ZARAR VERİR Mİ?

Miyomu besleyen atardamar çapları ile normal rahim dokusunu besleyen çaplar eşit değildir. Miyom dokusu damardan zengindir bu nedenle miyomu besleyen ve miyom içindeki damar çapları daha geniş olabilmektedir. Normal rahim dokusunu besleyen ve rahim dokusu içindeki damar çapları 150-300 mikron arasında değişirken myom dokusunu besleyen atardamar çapları 350-500 mikron düzeylerindedir.

Bu çaplar dikkate alınarak miyom embolizasyonunda kullanılan  en küçük partikül çapı 500 mikron olup başlangıçta 500-700 mikron partikül tercih edilmektedir. Bu boyuttaki partikül myom dokusu içerisinde birikirken normal rahim dokusuna ulaşamamaktadır.

HASTANIN TERCİHİ

Bir çok hastada, rahim miyomlarının tedavisinde embolizasyon, miyomektomi ya da histerektomi yöntemlerinin tümü ya da ikisi uygun olabilir. Bu durumda, hastaya uygulanabilecek tedavilerin her birinin üstünlük ve sınırlamaları anlatılmalı ve hastanın kendi vücuduna ait bir organla ilgili kendi vereceği karara saygı duyulmalıdır.

İŞLEM ÖNCESİ HAZIRLIK?

Myom saptanmış ya da myomu destekleyen yakınmaları bulunan hastalar ultrasonografi ile tekrar değerlendirilir. Pelvik alan - karın alt kısmı detaylı olarak incelenir.

Pelvik (Alt batın) manyetik rezonans (MR)  kontrastlı incelemesi yapılır. Bu inceleme öncesi en az 4 saatlik açlık gerekmektedir. Pelvik MR ile myomların sayısı, yerleşimi, ilaç (kontrast) tutma özellikleri, yumurtalıklar, çevre doku değerlendirilir. Myom dışı kanamaya neden olan diğer nedenlerin ekarte edilmesi gerekir.

Son bir yıllık vajinal smear testi gerekir, bulunmadığı taktirde kadın-doğum polikliniğinde vajinal smear testi alınır. Bekar kadınlarda bu testin yapılması isteğe bağlıdır.

Anormal ve ara kanaması olan, ultrasonografi ya da MR bulguları diğer nedenleri özellikle kötü huylu tümörleri desteklediği taktirde endometrial biyopsi yapılması gerekir.

Miyom embolizasyon öncesi enfeksiyon ya da miyom dışı diğer kötü huylu tümörlerin mutlaka ekarte edilmesi gerekir.

Kan testleri, üre, kreatin, PT, PTT, INR, hamilelik testi ve hemogram bakılır. Anormal testlerin işlem öncesi düzeltilmesi yararlı olur.

İŞLEM GÜNÜ HAZIRLIK VE GİRİŞİM ?

  • Hasta 1 gün kalacağı odasına alınır.
  • İşlemden hemen önce damar yolu açılır, bu sonraki tedavilerin rahat uygulanabilmesi amacını taşır. İdrar sondası takılır.
  • İşlem öncesinde antibiyotik başlanır, işlemden sonra 3 gün boyunca devam edilir.
  • İşlem öncesi hastanın bulantısını, stresini ve gelişebilecek ağrısını azaltmak için bulantı giderici (antiemetik), sedatif ve ağrı kesiciler uygulanır.
  • İşlem süresince de ağrı kesici infüzyon şeklinde yavaş olarak damardan uygulanır.
  • Hasta işlem için anjiografi ünitesine alınır. Kasık steril olarak hazırlanır.
  • Kasık lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra iğne, kılavuz tel, kılıf kullanılarak atardamar (femoral artere) girilir.
  • Her iki tarafta rahim atardamalarının (uterin arterler) en uç kesimlerine ince -mikrokateterler ile (superselektif olarak) ulaşılır.
  • Mikrokateter (ince borucuklar) buraya ulaştırıldıktan sonra kontrast madde verilerek anjiografi görüntüleri elde edilir. Sadece rahim atardamarı (Uterin arter) dışında diğer damarların dolmadığı ya da dokuların görülmediğinden emin olunur.
  • Diğer damarların korunması önemlidir.
  • Mikrokateterin sadece rahim atardamarını doldurduğundan bir kez daha emin olunur.
  • Mikrokateterden en küçük boyutu 500-700 mikron olan partiküller yavaş şekilde verilir.
  • Uterin arterin tamamen tıkandığından emin olunduktan sonra diğer taraftaki uterin artere geçilerek aynı teknikle tıkanır.
  • İşlem sonunda miyomları besleyecek olası diğer damalar araştırılır ve ekarte edilir.
  • İşlem sonlandırılır.
  • Kasıktaki kılıf çıkarılarak kanama kontrolü yapılır ve bandaj uygulanır.
  • Hasta takip amacıyla yatağına transfer edilir.

İŞLEM SONRASI TAKİP?

  • Hasta bulantı kusma, ağrı yakınmalarına karşın takip edilir ve gerekli tedavi uygulanır.
  • İşlemden sonra kasıktaki giriş yerinin kontrolü ve kanama riskini azaltmak amacıyla 4 saat süresince kasığa kum torbası konur.
  • İşlemden sonra hastanın en az 8 saat yatağından kalkmasına izin verilmez. Bu süreçte tuvalet ihtiyaçları yatağında karşılanır.
  • Yatış süresince hastanın ateş, tansiyon ve nabız takibi yapılır.
  • Ertesi sabah kasık bandajı çıkarılır.
  • Taburculuk işlemleri başlatılır, ağrı kesici ve antibiyotik tedavisi önerileri ile taburcu edilir.
  • Yurt dışına gidecek hastaların 1 gün daha İstanbul’ da kalmaları istenir.
  • İşlemden sonraki günlerde düzensiz kanamaların olabileceği, adetlerin düzene girmesinin bir kaç ay sürebileceği bildirilir.
  • 3. ay, 6. ay ve 1. yıl pelvik MR takipleri planlanır.
  • MR kontrollerinde miyomların hiç kontrast (ilaç) tutmamaları işlemin başarılı olduğunun göstergesidir.

Yorumlar (0)
20 Mayıs NÖBETÇİ ECZANELER
17
az bulutlu
Namaz Vakti 20 Mayıs 2022
İmsak 03:18
Güneş 05:00
Öğle 12:25
İkindi 16:17
Akşam 19:39
Yatsı 21:14
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31